Hüsnü Köktürk TA6CAA husnu66tr Türkiye/Yozgat

Hüsnü, Köktürk, transmitter, takoz, verici, radyo, telsiz, husnu66tr, receiver, regen

İNSANIN BÜYÜKLÜĞÜ

İNSANIN BÜYÜKLÜĞÜ Hüsnü Köktürk Varlıklar içinde Allah’a karşı iman ve amelinden sorumlu iki mahluk var. İnsan ve Cin. Biz bu yazImIzda yaratIklardan melek ile insanı kıyaslıyarak onların avantajlı ve dezavantajlı taraflarını göstermeye çalışacak, şeytan, hayvan ve cansız varlıklardan daha az bahsedeceğiz. Melek : Allah taâla’nın kainattaki işlerini gören önemli varlıklardan biri. İnsanın amel defterini yazanlar da onlar. İnsanların ki gibi; Sırat Köprüsü’nden geçme, imanını koruma, şeytanın hiyle ve desiselerinden kaçınma gibi uhrevî dertleri de yok. Nefisleri,cinsiyetleri, maddî ihtiyaçları da olmadıkları için günah da işleyemezler. Kıskançlık, kin, haset gibi manevî hastalıklardan da uzaktırlar. Bütün bunlar meleklerin kendi açılarından , lehlerine olan üstün vasıfları, peki onların aleyhlerine olan vasıfları da var mı? Var elbet ! “her nimet bir külfet gerektirir” prensibine uygun olarak, bu rahat hayatın sonunda melekler, insan gibi bir cennet hayatı beklemeyecekler.

 İnsan: Dünya hayatı, dezavantajlarla dolu. Çocuk annesinden doğarken, ağlayarak dünyaya geliyor. &Dünyadan gidişi de acıklı. Hastalık, ihtiyarlık veya bir felâket sonucu hayatını kaybediyor. İnsan ki varlıklar içerisinde emaneti yüklenmiş iki yaratıktan biri. Yani; mükellef olmayı,sırat köprüsünden geçmeyi, hesaba çekilmeyi, belki de halife olmayı kabullenmiş bir varlık. “Biz emâneti semâvat, arz ve dağlara teklif ettik, onlar bunu kabullenmekten kaçındılar ve ondan korktular, onu insan yüklendi.” Ahzap suresi ayet 72 İnsan hernekadar liderliği kabul etse de, ihtimal, rabbini melekler kadar iyi tanımıyor. Melekler Allah’a insandan daha yakın gözüküyorlar. Bir meleğin rabbini inkar edip kâfir olması imkansız ise de insan için mümkün. İnsan imansızlık tehlikesiyle karşı karşıya. Nefis onu azgınlığa şeytan da Allah’tan uzaklaştırmaya çalışıyor. Maddî ihtiyaçları olan insan bunların temininde şeytanî yollara başvurabiliyor. Gayri meşrû kolay kazanç yollarını tercih edebiliyor, harama düşebiliyor, bunların temininde cinayetlere kadar varan vahim sonuçlara ulaşabiliyor. Öyle ki Nas suresinde kendisinden sakınılan şeytan benzeri bir varlık oluyor. De ki “ Cin ve İnsanlar’dan vesvese verenlerin şerrinden insanların Melik’ine İlâh’ına sığınırım.”İnsanın rabbı karşısındaki durumuna bir de Asr suresinden bakalım. “ Asr’a yemin olsun ki mutlaka insan ziyandadır. Ancak iman edenler, salih amel işleyenler, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna.” Bu müstesnaların miktarını da Buharî ve Müslim isimli kitaplardan öğreniyoruz. Başarıya ulaşanlar Buharî’de %1 Müslimde ise binde bir olarak zikrediliyor. İnsanın günaha meyyal bu hallerini tahmin eden melekler Bakara suresi ayet 30 hitabını alınca telaşa düştüler. “Rabbın meleklere, ben yeryüzünde bir Halife yaratacağım...” Ve aynı ayette meleklerin rablerine soru sorduğunu görüyoruz. “.. orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Halbuki biz seni tesbih ediyor, sana hamdediyor ve seni takdis ediyoruz dediler. Allah ben sizin bilmediklerinizi bilirim dedi.” Bakara suresi ayet 30 Demek ki insanoğlunda bunca olumsuzluklara rağmen, meleklerde olmayan bazı iyi hasletler vardı.İnsan için cennete gitmek pek kolay değildi. Çünkü cennetin etrafı nefsin hiç hoşlanmayacağı mekruh, haram ve yasaklarla çevriliydi. İçki kumar, zina yasağı,yolsuzluk adaletsizlik yasakları,adil,dürüst ve doğru olma emirleri, bedeni ve mâlî ibadetler ve hatta şehit olabilme fedakarlığı. Cehenneme giden yollarda ise çekicilik ve cazibe var. Haram ve günahın akla gelmediği yollar. Kibir, adaletsizlik ,zulüm, yalan, hiyle, haram kazancın,.. meşru sayıldığı yollar. İnsan melek gibi değil, güzel ameliyle derece alıp yükselir, kötü ameliyle de aşağı düşer, hayvan seviyesinin altına bile inebilir. Hiçbir meleğin amel ederek derece aldığını işitmiyoruz, çünkü onlar amel yaparlarken insan gibi zahmet çekmiyorlar. “Şüphesiz biz insanı en güzel biçimde yarattık. Sonrada Aşağıların aşağısına çevirip attık” Tîn suresi ayet4-5 İnsanı yücelten ise , hiç görmediği Allah’a inanması,ona secde etmesi, sevabını tâ ahirette umarak hayır hasenat yapabilmesidir. İnsan hiçbir zaman ibadetinin karşılığını peşin beklemiyor. Kabul olacağından emin olmadığı halde el açıp Allah’a dua ediyor.İcabında Allah yolunda, o çok sevdiği canını verebiliyor. Kaba bir tabirle sevabını ahirette almak üzere insan, veresiye yatırım yapıyor. Haccının, zekatının, hayrının karşılığını ahirette bekliyor ,ve Rabb’ın şu hitabı ile müjdeleniyor. “ Onlarki gaibe inanırlar, namazı kılarlar, kendilerine verdiklerimizden infak ederler. ” Bakara ayet 3 Şehitlik insana mahsustur, meleğe değil. Şimdiye kadar hiçbir meleğin şehit olduğu işitilmemiştir. Konumuzla ilgili tanınmış şu hadis-i şerif insanın rabbi katındaki değerini pek güzel ifade ediyor “ Allah’ın, yollarda dolaşıp zikredenleri araştıran melekleri vardır. Allah-u teâlayı zikreden bir cemaate raslarlarsa, birbirlerini çağırırlar . Aradığınıza gelin. Kanatlarıyla semayı kapatırcasına onları sararlar. Allah çok daha iyi bildiği halde meleklere sorar. -----Kullarım ne diyorlar? -----Seni tesbih ediyorlar, sana tekbir okuyorlar, sana hamd ediyorlar. -----Onlar beni gördüler mi? -----Hayır ----- Ya görselerdi ne yaparlardı ?! -----Eğer seni görselerdi pek aşırı bir tağzim ve rağbette bulunurlardı. -----Onlar ne istiyorlar? ----- Senden cenneti istiyorlar. -----Cenneti gördüler mi ? ----Hayır rabbimiz görmediler. -----Ya görselerdi ne yaparlardı ? ----Eğer görselerdi, aşırı bir arzu ile isterlerdi. -----Neden çekiniyorlar? ------Cehennemden çekiniyorlar. -----Onu gördüler mi ? -----Hayır ey rabbimiz, görmediler, -----Ya görselerdi ne yaparlardı ? -----Eğer görselerdi, çok daha şiddetle korkar ve kaçarlardı. -----Sizi şâhit kılıyorum, onları affettim. -----Yarabbi onların içinde bir günahkar kul vardır.oraya bir başka maksat için gelmiştir. -----Onu da affettim. Onlar öyle cemaatlerdir ki onlarla beraber bulunanlar da sayelerinde bedbaht olmazlar. Buharî- Müslim- Tirmizî ---

ORMANI TANIYORMUYUZ

ORMANI NASIL TANIYORUZ                                           Hüsnü Köktürk

Bu günlerde orman kelimesi gündemde, belki ilerde de olacak, geçmişte de oldu şüphesiz. Orman  ne kadar gündeme gelirse gelsin, yanlış teşhisden dolayı tedavi ve iyileştirme de başarısız oluyor.

İlim adamları ve orman görevlilerimiz ormanın faydalarını defalarca anlattılar, yazıp durdular, hatta  camilerimizde cuma hutbelerinde orman ve ağaca yer verildi. Pekii, ormanın önemi ve faydalarını halkımız anladı mı? Anladıklarını zannetmiyorum. Anlasalar, orman yangınlarına engel olurlar veya en azından çevrelerindeki yeşillik katliamına seyirci kalmazlardı. Bu konuda halkımızı tamamiyle kabahatli bulmuyorum. Ormanın önemi  halkımıza iyice anlatılmadı, daha doğrusu bunu anlatanların da bu konuda halka doyurucu bilgi verdikleri kanısında değilim. Orman varlığını öven orman görevlilerine bakıyorsunuz, tesislerini orman dışına değil de orman içine yapmışlar, hatta bir kulemi dikilecek, kule kesilen ağaçların üzerine dikiliyor. Durum böyle olunca gel sen halkımıza ağaçları koruma konusunu işle bakalım, nasıl işleyeceksen.

Ormanın önemi konusunda internet ortamında dahi doyurucu bilgi bulamadım. Gerçi  tercüme kabilinden bir iki iyi birşeyler yazılmış ama iyi işlenmemiş Önemi tercümanlar tarafından kavranmamış. Hal böyle olunca  aynı uslupla birdünya yazı da yazılsa netice değişmeyecek. Acizane birde bu konuyu bilimsel ifadelerle değil de halk ifadesiyle birde ben anlatayım, belki faydası olur.

Burada ormanın şu, şu faydalarını anlatacak değilim. Bunlar defalarca anlatıldı. Benim diyeceklerim,(ifade özgürlüğü himayesi altında) koyu ifadelerle yazılmış bir iki cümle.

1- Orman sadece bir fantazi, faydalı ve iyi değil, hayatın, yaşamın şartlarından biridir. Orman yağmurun şartlarından en önemlilerinden biridir. Ormansız bölgeye yağmur yağmaz. yağarsa da işte okadarcık yağar.

2- Orman yağmur bulutunun yoludur. Asfalt nasıl arabanın yolu ise yağmur bulutunun yolu da ormandır. Bulut ormanı takib ederek yayılır. Orman biter, yağmurda biter

3 Orman  hava sirkülasyonu, rüzgar  yaptırarak denizin nemini iç bölgeye çeker. Arada kesilmiş, yok edilmiş iri ormansız boş bir alan varsa bulutlar o bölgeye giremezler,  tüm yüklerini yine deniz bölgesine boşaltırlar. Orta anadoluda denizden uzak küçücük orman adacıkları zamanla kuruyup yok olmaya mahkumdurlar. Bu orman adaları denize ulaşmadıkları müddetçe halka yeterli derecede faydalı olamazlar. Bu ormancıkları denize ulaşıncaya kadar besleyip büyütmek gerekir.

4-Orman denizden uzak bile olsa, yazın kurak mevsimde yağış yaptırır. Orman yazın yağmur üretir. Ağaçların kökleri toprağın derinliklerindeki suyu emerek, gövdeye oradan yapraklara ulaştırırlar. Yapraktan buharlaşma yoluyla yağmur bulutları hasıl olur.Tabii  ki toprak altında su varsa. Orta anadoluda aylarca yağmur yağmadık yerde toprak altında ne kadar su bulunabilir?

5-Netice olarak orman yoksa,  yağış yok, yağış yoksa hayat yok, hayatın olmadığı bölgede insan da yok!

6-Ormanın yağmur demek olduğunu halka bir anlatabilseydik, terörist dediğimiz kimseler dahi ormana el uzatamayacaklardı. Çünkü bilirlerdi ki yakılan yok edilen orman ın faturası kendi köyünden geçen derenin , akan çeşmenin suyuna kesilecek, dere kuruyacak, köyün çeşmesi akmayacaktı.

Bütün bunlara rağmen halkımızın hepside ormanı seviyor şeklinde bir kanaat uyanmasın. Zaman zaman ormana olan allerjilerimizi dile getirebiliyoruz. Ormanı çok olan yerde bir tuhaf kibarlar da türeyebiliyor. Orman kibarı! Bir zamanlar ormanlar çok iken bu tabir yaygındı,şimdi unutulmuş olabilir

Şahsen ben dahi .Orman kanunlarına karşıyımdır. Kim bu kanunlardan tarafıdır ki!

Hem siz biliyormusunuz ki ormanların suçluları gizleyip suç ortaklığı yaptıklarını, Vaktin birliğinde elinde ağaç kesme makinasıyla yeşil ağaçları kesen bir vatandaşa kibarca sordum.(elinde bıçkı makinası tutana nasıl sert olabilirsin) bu ağaçları niçin kesiyorsunuz. Cevap; Sen bu ağaçların arkasında ne yapıldıklarını biliyormusun? Ben bilmemiş bile olsam mümkündür. Bu ağaçlar suçlu herhalde şüphe yok da, bu suçun cezası idam  olabilir mi? bu da hukukçuların sahasına giriyor.

islam ülkeleri neden geri

Hüsnü Köktürk              İlahiyatçı        http://www.freewebs.com/husnu-kokturk/i-ul-ne-geri.htm

 

(İSLAM ÜLKELERİ NEDEN GERİ)

20 ekim 2001 cumartesi akşamı bir televizyon programında –İslam Ülkeleri neden geri—adlı bir program izledim. Stüdyoda iki üç ilahiyatçı konuya açıklık getirmeye çalışırken, dışardan Telefonlarla programa iştirak eden bir iki kişi de  sürekli eski nesilleri veya İslam dinini suçlayan ifadelere baş vurmakta idiler. Stüdyodaki  İlahiyatçılar İslam dinini az  çok bilmekle beraber teknolojiyi veya fen bilimlerini yeterince iyi tanımayan, açıkçası teknik adam olmayan  kimseler olduklarından, sorunun cevabına yaklaşmakla beraber, tam cevabı veremiyorlardı. Esasen bu sorunun cevabını bir de teknik adamlardan ve Türkiye’de teknik adam oldukları için çile çekmiş insanlardan dinlemek lazım.

            Şu bir gerçek ki bizler hiç kabahati üzerimize almayı sevmeyen bir karakter arzediyoruz. "Şu andaki başarısızlığımızın sebebi bizler değil bizden önceki nesillerin bıraktıklarıdır" diyenler çoktur. Suçları hep bir evvelki nesle atmak bir çözüm getirmiyor. Şu anda eski nesil yok. Yeni nesil olarak bizler neler yapıyoruz? Enkaz devr aldım demek çözüm değil, yaşamak istiyorsak eski devir edebiyatını bırakmak zorundayız.

      Öncelikle "neden geriyiz?" Bu sorunun cevabı neden hep İlahiyatçılara sorulur ve onlar da sanki tek muhatap kendileri imiş gibi bilip bilmeden cevap vermeye çalışırlar. İlahiyatçıların bu sorunun tam cevabını verememeleri doğaldır. Zira geri kalmışlık denince akla ilk gelen, ülkenin  teknolojik eksikliğidir. Bu eksikliğin kaynağını İlahiyatçılara değil, Teknik üniversitesinin profesörlerine sormak daha doğru olsa gerek? Oysa ki böyle bir programda hiçbir teknik profösör göremiyoruz. Onlar görünmemeyi mi tercih ediyorlar, yoksa progralar mı çağırılmıyorlar bilmiyorum? Hangi teknik personelimiz bir icatlar yaptı da  İslam dini, onların eline vurdu.

 Sözün doğrusu, Türkiye’nin veya İslam ülkelerinin geri kalmışlığının İslam dini ile hiçbir alakası yok. Bir zamanlar Hıristiyan ülkeleri de geri idi. Onların kalkınmaları şu son 200-300 yıl içerisinde olmuştur. Teknolojik geriliği İslam dininde aramak tamamiyle bir hata.

 Teknolojik eksiklik veya fazlalık dinlerde değil, milletlerde ve onun fertlerindedir.

Konuyu kendi açımızdan ele alırsak bizler ne derece teknik bir milletiz. Teknik persolele destek mi veriyoruz yoksa aramazda yetişen tek tük ender teknik insanlara şu veya bu nedenlerle hücum edip, canından bezdirip ülke dışına mı kaçırıyoruz?

Bizde iyi bilinmeyen tanımlardan biri de Teknik Millet tanımıdır. Bizler her ülkenin insanını aynı olarak görüyoruz. Oysa durum farklı. Bugün bir ülkenin içinde bile şehirler arasında aktiflik oranı değişiyor. Kayserili Tüccar olma meylindedir. Tokatlı, Sivaslı  hamam işletmekte önderdir. Aşçı Bolu’da yetişir, Dondurmayı, Maraş’ta tatlıyı Antep’te aramak doğru olur. Bu durum ülkeler arasında da mevcuttur. Esasen milletler de teknik ve teknik olmayan diye iki kategoride bulunuyorlar, fakat çoğumuz bunun farkında değiliz. Amerikan kızılderilileri Amerikalılarda yaptıkları savaşları kaybettiler. Sebebi Amerikalıların tüfek, kızılderililerin ise ok kullanmalarıydı. Aradan 100 yıllar geçti, tüfek kullananlar, atom silahına terfi ederken, kızılderililer hala kızıl derili, kalmakta ısrarettiler. Hiçbir zaman silah sanayinde bir ilerleme kadydetmediler. Yani onlar millet olarak teknik olmayan milletler sınıfındalar. Türk milleti olarak bizler Çin  ve Japonların teknik bir millet olduğunu kabul ederiz. Eskiden  işportacıların ilginç, teknik bir mal satarken şöyle bir tekerleme söyledikleri hatırımdadır,   (Çin işi Japon işi—Bunu bilen iki kişi – biri erkek biri dişi....) Bu tekerlemeden Çin ve Japon milletinin teknik bir millet olduğu kanısı ortaya çıkmaktadır. Çinlilerin fazla teknoloji gerektirmeyen uçurtma yapımında bile bizlerden ne kadar ilerde oldukları malumdur. Motorlu araçların olmadığı, at arabalarının kullanıldığı devirlerde  Amerikan kovboy filimlerinde at arabalarının frenlerinin olduğu görüyoruz. Oysa bizim at arabalarımızda  böyle bir tertibat görülmez. Yine o devirlerde  aydınlanma aracı olarak kullanılan, gazyağı yakan Amerikan lambalarında, ışığı alta yansıtan bir üst şapka mevcut iken bizim lambalarımız daha sade bir görünüm arzediyordu.

            Halkı teknik insanlar yapmak, içinde bulunduğumuz asırda dış politik engellerle biraz zor olmakla beraber, mümkündür. Bu da öncelikle yöneticilerimizin teknik birer insan olması veya en azından kendileri teknik kimseler olmasalar bile teknoloji hayranı kimseler olmaları ve bunu halka yansıtmaları, ve danışmanlarından hiç olmazsa bir tanesi teknik danışman olmalıdır. Aşağıdaki örnekler bizlerin ne kadar teknoloji fukarası olduğumuzu gösteren birkaç örnektir.

Örnek: 1- İster doktor olsun ister olmasın Türkiye’de kanser ilacı bulmak isteyenlerin çektiği ıztıraplar ve uğradıkları hakaretler bugün malumunuzdur. Böyle bir çalışmaya kendini adamış kişiyi dışlayıp atmak yerine azıcıkta olsa bir kendisine bir çalışma sahası tanımalı, tecrübelerinden istifade etmeli ve yanıldığı konuları da kendisine kibarca anlatılmalıdır.

            2-Dürbün ve teleskop kullanmak kanunlarımızda suç olmadığı halde halk içinde bu aracı kullanmakta güçlük çekersiniz. Hele bu konuda bir de labaratuvar kurup çalışmak isterseniz haliniz nice olur.

             Paşabahçe cam fabrikası yıllardır çay bardağı vesair iptidai üretimlerle vakit kaybedip dururken camlardan çok daha  pahalı olan mercek, teleskop, gözlük camı ve optik aletleri  üretimine neden geçmez. Bunlara İslam dini mi engel oluyor. yoksa (optik’i ayıp ve gereksiz gören bizler mi?) Bu araçları kendimiz üreteceğimiz yerde yabancılara döviz ödeyip almak herhalde daha kolayımıza geliyor.

           3-  3222 sayılı telsiz kanunu sert ve esneksiz uygulamalarla  Türkiyeyi elektronik gelişmelerden mahrum etmiş ve ülkeyi dünya standartlarından tam 100 kusur sene geriye götürmüştür: İslam ülkelerinin çoğunda  ve bizde halkın  telsiz kullanması ve bu konuda araştırma yapması suç sayılmış ve eskiden kısa bir süre için geçerli olması lazım gelen bu emanet kanunlar, sonraları birer anayasa gibi düşünülmüş, elektronik halka kapatılmış, ülkemiz elektronik gelişmelerden mahrum bırakılmış, ve neticede Telekominikasyon tamamen yabancıların tekelinde kalmıştır. Neden çağ dışı kaldık denince de, suç kanun uygulayıcılarında  ve halkta  değil İslam dininde aranmıştır. Sanki  bu yasakları İslam ülkelerine İslam dini getirmiş gibi. Pek çok işte Avrupa  yolunda olmak isteyen bizler, neden teknik kanunları Avrupa ve Amerika’dan almamışız. Teknik yasaklar ile İslam dininin hiçbir ilgisi yoktur, Elektronik ile uğraşı, bir ülkede yasak ise o ülke uzay savaşlarını nasıl kazanabilir ve bu durumun suçlusu nasıl İslam dini olabilir. Allah’tan ki, Ancak, yine teknolojik ülkeler, ellerindeki kablosuz telefonları, modası geçmiş eski telsizleri, cep telefonlarını geri kalmış ülkelere satabilmek amacıyla bu yasağa sınır getirmişlerdir. Onların bu para kazanma hırsı olmasaydı ihtimal bizler telefon dahi kullanamayacaktık. Rahmetli Turgut Özal 1983 yılında 3222 sayılıTelsiz kanununda önemli değişiklikleryaparak ülkemize  kapalı büyük bir teknolojik kapıyı açmıştır. Ama çok geç Dünya nerdeyse elektronik gelişmeyi tamamlayıp bir başka teknolojiye geçti. Daha önceleri şu anda yakanıza taktığınız veya sanatkarların şarkı söylemek amacıyla kullandıkları kablosuz mikrofonlar suç aracıydı ve kullananlar casusluk ve devlet sırlarını başkalarına vermekle suçlanırlardı. Bu yasaklarla İslam dininin ne alakası var? Bu yasakçıları şimdi bu cihazları kullanıyorlar, şimdi biz onları casuslukla suçlasak haklı olmaz mıyız.?

Telsiz kanunu mecliste tartışılırken) bir senatörün” Telsiz kullanmak ateşli silah kullanmaktan daha tehlikelidir” dediğini işitmişimdir. Bu zihniyeti taşıyan bir aydının ülkesinde nasıl teknoloji ve sanayi gelişir. Geriliğin cezasını ise kanun uygulayıcıları değil İslam dini çekecektir..

 

    Bugün telsiz ve elektronik araç üreten Amerika, elektronik ordu artık cihazlarını hiç bozmadan  kendi ( Amatör Telsiz Cemiyetlerine) parasız olarak dağıtırken şu şekilde düşünmektedir.( Biz aslında bunu parasız vermiş isek de ordu’ya elektronik konusunda kendisini yetiştirmiş bedava eleman temin ediyoruz.)

Bizde ise bu tip artık cihazlar, ya iri  demir kazıklarla delinir, ya da balyoz darbelerinden geçer, vs. Daha sonra hurda olarak ihalelere sunulur. Amatörlerimiz ise balyoz artığı ne bulursa bunları hurdalıklardan para ile toplar.

 

4- Eskiden  Liseyi okumakta güçlük çeken öğrenciye ebeveynleri “bak oğlum sınıfta kalırsan seni sanat mektebine göndeririz, demirci çırağı , kömürcü çırağı yaparız” diye tehdit ederlerdi

Sanat mektebi geri zekalıların okulu sayılırdı. Esas meslek katiplikti, sanat değil. Türküler de bunu destekliyordu “ katibime kolalı da gömlek ne güzel yaraşır.”

 Şimdi bile kendi yükünü omuzuna atıp götüren kişi hakir görülür, ayıplanır, bu yükün bir hamal tarafından götürülmesi gerekir. Kendi işini kendi yapanın ayıplandığı bir ülke, geri kalmayı hak etmemiş de nedir.

5- Kab kalaylama, kalaycılık gibi teknik bir meslek  uzun yıllar  yurdumuzda ayıp sayılmış, bu iş, mesleği, evi ve barkı olmayan  Romenler tarafından, sokaklarda kurulan seyyar atölyelerde yapılmıştır.

6- Dinimize çok bağlı olduğumuzu iddia ettiğimiz bizler,  uzun yıllar kendi çocuklarımızı kendimizin sünnet etmesini ayıp saymış, ve bu işi sayısı ender bir iki köy halkına bırakmışızdır.

7-Anneler küçük çocuklarına elektriğin nasıl güvenli kullanılacağını öğretecekleri yerde sürekli elektrikle oynamalarını tavsiye ederek çocukların elektriğe biraz duyarsız kalmalarına sebebiyet vermişlerdir.

8- Ayrıca ülkemizde kadınların ekseriyeti siyasetten kopuk, gazete ve haberlere kulakları kapalı, sadece magazinle ilgilenen bir yapı içindedir. Kadınlarımızın da memleket meselelerine  biraz daha aktif olarak iştiraki söz konusu edilebilir.

9--  Bu yıl kuraklık orta Anadolu’da had safhaya ulaşmış bulunmaktadır. Kanaatımca nerdeyse çöl iklimine girdik. Bu Türkiye’de üçüncü bir kriz yapacak kadar tehlike arzediyor. Ankara da bile su kesintileri başlamışken Anadolu’nun çölleşmesi konusu, hala  ciddi olarak meclise getirilmiş değil Meclisin bu hatası İslam dinine mal edilemez. Susuzluktan orta Anadolu içecek su bulamazken, denize akıtılan Manavgat çay‘ını seyretmek hangi akıl karı milletin işidir. Bu su, neden çölleşen Konya ovasına akıtılmaz veya bir şehrin içme suyu olmaz Hatta bu millet  suya aç iken neden bu suyun yabancı bir ülkeye  gönderilmesi düşünülebilir. Bütün bunlar İslami bir hatanın mı eseridir?

 

10-Yedek subaylık yaparken Masama üst makamlardan, askeri sınırlar içerisinde bahçelere bir şeyler ekmeyi yasaklayan yazılar gelirdi. Askerin bir şey ekmesi ayıp sayılıyordu. Oysa ki ekip biçme ziraat ne kadar kutsal ve gereklidir, Hele yağmurun yağmasının en büyük sebebi olan orman ne kadar gerekli ve önceliklidir. Oysa ki bizlerde orman yetiştirme hiç te ciddi boylarda değildir. İnanmayan kalkıp çevresine şöyle bir baksın yeter.

            Birçoğumuz "Biz İslama uyduk" dese dahi Aslında İslam’a da uymuş değiliz. Doğrusunu söylemek lazım gelirse "İslam’ı kendimize uydurmuşuz".

 Gerilik yalnız teknolojide değil, hukuk,  adalet, çevre temizliği.... gibi konularda bile akla durgunluk verecek  seviyededir. Herhalde İslam dini adaletsizlik yapın, hırsızlık yapın, bankaları ...yapın  demiyor.

Hikaye’de aslan kediye soruyor. Kedi kardeş, sen bana benziyorsun ama pek küçüksün, neden? Kedi cevap veriyor. Eğer sen de benim gibi insanların eline düşseydin benim kadar da kalamazdın  Şu anda İslam bizlerin eline düşmüş, her türlü geriliğin vebalini çekecek zekat keçisi görevini yapmaya namzet görünüyor.   

İslam Peygamberi de fen ilimlerini ümmetine yasaklamadı. Örnek Sahih-i Müslim,cilt 8

sahife 432  Mehmet Sofuoğlo tercemesi  İrfan Yayınevi 1970 (Hadis gelecekteki bir Müslüman Hırıstiyan harbinden bahsediyor.) son satırlar........Allah hezimeti düşman üzerine kılar ve öyle muazzam (misli görülmemiş) bir öldürüşme ve kıtal olur ki—hatta kuş cinsi o çarpışan ordu fertlerinin yanlarından uçar da bir türlü onları geride bırakamaz, nihayet ölü olarak yere düşer.

Yorum : Peygamber ilerdeki harplerin ne kadar teknolojik olacağını söylüyor. Ayrıca

peygamber iptidai bir harp silahı olan sapan taşının harplerde kullanılmasını yasaklıyor.( o kafa kırar göz çıkarır) Buyuruyor, Yani neticeye tesir eden bir yeri yoktur sadece halka eziyet eder demek istiyor. Harp silahı için ise-- "Harp atmaktır"-- buyuruyor. Hadid suresi  ayet 25 ...."Biz demir’i de indirdik ki  onda büyük bir kuvvet ve insanlar için faydalar vardır".Allah bu ayetle insanlara demiri kullanmalarını tavsiye ediyor. Demiri en az kullanan ülke biz isek bu kabahat ne  Kuran’ın ne de İslam'ın olmamalıdır.

Hiç ortada nem var benim

Açıklama    Hüsnü Köktürk    http://www.freewebs.com/husnu-kokturk/Yozgatli-Fenni-Baba.htm  

Yozgat'lı   FENNî’den seçmeler

Yozgat’lı şair Fennî Efendi merhum da memleketimizin medarı iftihari değerlerinden biridir. Yalnız Hüznî efendi gibi halk şairi değil, tasavvuf şairidir. Şiirleri kıymetli hocamız Şakir Ergin tarafından toplanıp bastırılmıştır. Şiirleri hayli Arapça ve Farsça kelimeler ihtiva ettiğinden ve de hayli uzun olduklarından dolayı hafızalarda az yer işgal etmiştir. Aşağıdaki şiir, herşeyin, Allahu taala tarafından verildiğini ve insanın bundan dolayı kendisini değil de rabbini medmethetmesi lazım gediğine ait bir şiir demetidir.

Hiç ortada nem var benim


Hakdır bana canı veren   Ben acizim bende ne var

         Can oldu cisme pirehen (gömlek)                Hükmümde de yoktur zerrecevar     

          Benden midir bu can'ı ten                         Ben namı nam-u müstear

         Hiç ortada nem var benim                        Hiç ortada nem var benim 

        
                

                                                                                                                                                                                                                                                                                               

Ben varlık diye bişeye sahip değilim, öyle Bir şey de tanımıyorum. Benim ismim bile Bana verilen bir emanet.

Mal-u melal ehl-u ayal                                     Bir kemter -i bi payeyim

Haysiyyet-u cah-u celal                                    Bir müflis-i bi mayeyim

Yekpare hep zıll-u hayal                                   Bir şahsı bi sermayeyim

Hiç ortada nem var benim                                Hiç ortada nem var benim

Malım , ailem, şan şeref ve rütbem Hepsi bir gölge ve hayal. Ben aşağılık rütbesiz, hâkir biriyim. İflas etmiş sermayesiz bir kimseyim.

Malik olaydım ben sana             Etmez idim celb-u gına

Çekmez idim cevr-u cefa             Hiç ortada nem var benim.

Eğer rabbime yakın olabilseydim ne zenginlik talep eder ne de Eziyet çekerdim.

İsyan benim gufran anın             Lutfu kerem ihsan anın

Rahmet odur rahmet anın           Hiç ortada nem var benim.

Cömertlik ve verme ona mahsustur Servet ve sermaye de Allahın, isyan ve günah ise bana ait

Kuvvet anın kudret anın              Rahman odur rahmet anın

Cud-i ata servet anın                    Hiç ortada nem var benim

Cömertlik, güç kuvvet servet, rahket  onun, veren, verip kısmayan da o, benim ortada bir şeyim yok

Duzak anın cennet anın               Bazumdaki kuvvet anın

Gözlerdeki ru’yet anın                 Hiç ortada nem var benim.

Cennet ve cehennem, ve hattâ  gözlerimizin görme kabiliyetini veren de Allahtır, bu kabiliyet  dahi bizim çabamızla olmamııştır.

Mevcudu bi illet odur                 Ma’budu zi kudret odur

Sultan zi satvet odur                   Hiç ortada nem var benim


Kainatı yoktan vareden, kuvvet   Kurdet sahibi, ve kahhar olan Allahtır.

İsterse şirin kam eder               İsterse bi aram eder

Noksanım itmam eder                Hiç ortada nem var benim.

İstediğini arzusuna kavuşturup Neşeli ve mesrur kılar.Dilediğini de Rahatsız ve muztarip kılar, EksiklerimiziTamamlar. Bütün bunların

Kontrolü Allahın elindedir

Eyler kumanda karıma             Efkarıma ezkarıma

Hatta figan- u zarıma                Hiç ortada nem var benim.

Dert, gam, keder, Zikir ve fikrime Ağlayıp sızlamama dahi kumanda Eden,yöneten odur.

Gelmez elimden Fennî’ya         Selb-u maraz, celb-u deva

Vardır demek ayn-u hata          Ben acizim nem var benim.

hastalığı diderme Şifayı getirme kabiliyeti de benim elimde değildir

Açıklama    Hüsnü Köktürk    http://www.freewebs.com/husnu-kokturk/Yozgatli-Fenni-Baba.htm

zjv.htm

free-ilginc.htm

829 ; 7034 ; 4x150A ; 4CX250B vacuum tube 400w vhf 28-50 MHz amplifier

LAMBALI  RF YÜKSELTEÇ         Hüsnü  Köktürk   TA6CAA         http://www.geocites.com/husnu66tr

Zevk meselesi transmitter inşa ederken kimileri de lambalıları tercih eder. Burada önemli olan vakum tüplerin çalıştırılabilmesini sağlayıp kalplerin durulmasını sağlamaktır. Elbette lambalı vericilerin yapımı güç ve malzeme tedariki zordur. Buna mukabil bilinçli kullanıldığı takdirde çabuk bozulmaları söz konusu değildir. Lambadan standart çıkışların üstünde aşırı güç alma arzusu lambayı kısa zamanda bozabilir. Lambaların da kendi içlerinde zayıf noktaları vardır. Zorlanmalarda g1 ile anot arasında şerare hasıl olabilir ve lamba iç yapısı fiziksel hasar görür. 829 çift lamba olduğu için aynı ayaklar birleştirilerek tek lambaya düşürülür. 7034 veye 4x150A 4CX250B daha yüksek çıkış verebilir, ancak daha iyi soğutulma ister.
Vacuum tube VHF Amplifier. 7034 needs perfect cooling           husnu_kokturk@fastermail.com

Küresel ısınma şemsiyesi

Hüsnü Köktürk    ilahiyatçı    www.geocities.com/husnu66tr   husnu66tr@yahoo.com

Küresel Isınma Şemsiyesi

Kılıf bulmakta çok başarılı olduğumuzu rahatlıkla söyleyebilirim. Bu yetenek yeni değil. Eskilerden kalma, genlerimizde mi vardır nedir? Hani ne derler "minareyi çalan kılıfını hazırlar".

Bana öyle gözüküyor ki şu "küresel ısınma lafı" çok dehşetli bir kılıf, bu kılıfla birçok hadiseyi, problemi  kılıflar,   göze   gözükmez hale getirebiliriz.  Neyi mi mesela? Ne olursa olsun, bilhassa en önemli problemleri, su problemini, yağışların yetersiz olduğunu problemini,.  küresel ısınma kılıfına sokamazmıyız? Bunu yaptığımız anda kimse bizden hesap soramaz. Ankarada İstanbulda ciddi susuzluk problemi varmış, belediye reislerini sıkıstırıyorlarmış, su meselesini hallet diye. Küresel ısınma suları yok ettiyse reisler ne yapsın!

Trafik kazaları oluyormuş bol bol. Olur tabii, sen trafik canavarını tutup ellerini ayaklarını bağlayıp hapse göndermezsen, o da caddelerde dolaşır arabaları devirir, kazalara sebebiyet verir. Esasen  küresel ısınma ve trafik canavarını Avrupa insan hakları mahkemesine vermek lazım.

Şu yaşıma geldim hala tecrübelerime tecrübe katıyor yeni birşeyler öğreniyorum. Ne mi diyeçeksiniz? Şimdiye kadar bilirdim ki çevremizde güçlü insanlar suç işlerken, kimse bunları görmez, sadece zayıf kimseler suçlanırdı. Zekat keçileri, şamar oğlanları bu suçların ceremesini çekerlerdi. Ya şimdi, aman Allhım! Neler duyuyorum. Mevlayı bile suçlar hale gelmişiz. Yağmur yeterince yağmadıysa "Allah vermedi" diyebiliyoruz. Allah istese verirdi, demekki istememiş, Allahın vermediğini kul hangi yüzle istemeye kalkışacak. 

Halk içinde dolaşıyorum, fikirlerini dinliyorum, susuzluk meselesinin" Allahın bir imtihanı" olduğunu söyleyenler az değil, Bu konuda elbette benim de birşeyler söylemem gerekiyor ama, etrafımdaki üç beş insana ancak duyuruyorum. Keşke önemli bir adam olup tevizyon kanallarında konuşabilseydim herkese ne düşündüğümü söyleyebilecektim: Ozaman halka soralım. Ey kiymetli kardeşlerim, imtihana girecek kişi biraz hazırlıklı girer. Bizler hangi konuda ne hünerler sergiledikte mevlada  bizi bu konularda imtihana çekiyor. Hangi hayırlı konularda eşsiz insanlarız? Sonra içinizde öğretmenlik yapmış insanlar var. İmtihanların yeri ve zamanı vardır. Biz susuzluk ile ne zamana kadar imtihan edileceğiz, Eğer bu bir imtihan ise en azından 50 sene evvel başlamış bir imtihan. Yozgat şehrinin kenarında kışla ile çamlık arasında bir küçük vadi var. Bir zamanlar o küçük vadide sellerin önünde yuvarlanan  tonlar ağırlığında granit kütlelerini bilirim. Şimdi o taşları yerinden oynatacak su kuvveti yok, değil kuvvet su bile yok! Allah rahmet eylesin Şeyhzade Ahmet efendi bir usta tutmuş tıkanan su pöhreğini  bulması için ustaya şurayı kaz demiş, Ahmet efendi biraz uzaklaşınca hemen ustanın aklını çeldim, usta sen şurayı kaz, asıl pöhreğin yeri burası diyerek ustaya yanlış yeri kazdırdım. Merhum dönüp yanıldığımı ispat edince, dedimki- Kıymetli hocam Böyle kazma kürek pöhrek arayacağımıza, bak şurada kocaman dev granit kütle duruyor, bu taşı esas alarak bir pöhrek haritası çizilmeli değilmiydi? Dediki -a kıymatli evladım, Bu kocaman taş birkaç sene evvel daha yukarılarda idi, sonradan seller onu buraya taşıdı. Demek şimdi damlanın olmadığı yerde bir zamanlar seller geliyormuş.

 Evet imtihan olduğumuzu imtihan bittikten sonra anlamışız. Kıskanılacak kadar feraset ve sezgi sahibi olduğumuz belli!

Hadi bizler cahil insanlarız. Şu varki Nasa' mı diyorlar nedir, yabancıların gözlem evleri Türkiyenin su sorununu yıllar önce uzun uzadıya yazıp söyleyip durdular, iyi hatırlıyorum, Ona da bir kılıf bulduk gülüp geçtik, isterse doğru söylemiş olsunlar "el ile  gelen düğün bayram" Gelelim İstanbul medyasına.

 Bu aydın adamlar, belediye reislerini suçluyorlar, efendim biz demedikmi ki sana , bir tanker konvoyu yapalım, bu tanker konvoyu karadeniz şehirlerinin fazla suyunu devamlı İstanbula taşısın diye,.. filan filan..Ey İstanbulun aydın gazetecileri, taşıma suyu çare olarak gören aydın kitle, peki kardeşim bu suzuzluğun aslı ne , niçin sularımız azalıyor,   Niçin susuzluğun sebebini araştırmıyorsunuz.?  Yoksa sizde mi "Küresel ısınma"şemsiyesinin altında uyuya kaldınız!.   Sakın ortalıkta, trafik canavarı gibi bir de su  canavarı olmasın! Eğer," küresel ısınma gerçekten ciddi bir sorun, evet biz buna inanıyoruz diyorsanız", gazetelere bir göz atın. Dünyada su ve sellerden boğulanların adedi küçümsenmeyecek kadar fazla. Hadi İstanbulun suyunu temin ettiniz, ya köy ve kasabalarda oturanlar, onlar "kartalın yuvadan attığı kuşlar mı"?

Evet halkımızın yanlış bildiği konulardan inançlardan biri de "yağmurun Allahın işi olduğu, bu konuda konuşmanın dahi suç sayılması"Konuşma, eğer konuşursan Allahın işine karışmış olursun. Yani Allah isterse yağmur verir istemezse verir istemezse vermezmiş. Yağışlar azaldı denince " aman sus Allah var" diyenlerin sayısı da hayli kalabalık. İnsan çare üreten çözüm bulan bir varlık olmalı değilmiydi? Bu sözler %100 yanlış. Neden mi? Kıymetli dostlarım, Allahu taala Orta Asya'da da vardı , ama  ecdadımız susuzluktan dolayı orayı terk etmek zorunda kaldı.

Yağmur Allahın işimidir? Buna evet demek pek yerinde bir cevap olmaz,  aslına bakılırsa hiçbir şeye bu Allahın işi değildir diyemezsiniz. Herşey Allahın işidir. Ancak yerinde söz şudur. Alllahu taala varlıkların rızıklarını vermeyi taahhüt etmiştir. Şu var ki  rızık, bir tepsi ile mahlukatın önüne gökten inmez. Rızık su, güneş, ve toprak üçlüsü ve insan emeğinin müşterek çalışması şeklinde tezahür eder. Eğer insan toprağı işlemez, tohum ekmez ve sulama yapmazsa  Allahın vereceği rızkı kabul etmemiş sayılır. Nitekim bu tür hatalar Türkiyede yaygındır. İnsanlara bakıyorsunuz, nerede bir güzel düzlük, ova var ise, orada ziraat yapacak yerde, apartman yapmışlar, ve böylece Allahın rızık verme alanlarını daraltmaya başlamışlardır. Kaldı ki depremler dahi bu düz ovalarda fazla hasar verirler, ve buradan şu ders çıkmalıdır (ey insanlar, evlerinizi bu rızık tarlalarına ve deprem alanlarına yapmayın.) İşte gerçek anlamda Allahın işine karışmak budur. Bu Allahın vereceği rızkı geri tepmektir.Yurdumuz insanları toprağı israf ettiler, bunu anladık, peki ya su meselesi? Evet ve malesef suya da müdahale ettik, ve onu yok etmek için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz.-Aman hocam yapma, biz su diye ölüyoruz , hiç bizler  suyu yoketmek için çalışırmıyız.?. Çalışıyoruz, malesef, ve onu neredeyse yoketmek üzereyiz. Su Allahın rızık verme şartları olan "su, güneş, toprak" üçlüsünün biriydi. Biz yağmur olayını iyi kavrayamadık ve onu kaybetmek üzereyiz. Yağmuru, Allhın istediği zaman kullara verir istemediği zaman vermez şeklinde yanlış bir anlayışın neticesi olarak algıladık, Hatta medya kar ve yağmuru kötü hava şartları olarak halka duyurdu, bol güneşli hava dileyip durdu.Oysaki  yağmurun da kendine has oluşma şartları vardı. Yağmurun asıl kaynağı denizdir. Denizden buharlaşan sular yağmur bulutlarını oluştururlar.Bu bulutlar deniz kenarına bolca düşerler. Peki ya iç kısımlar. İşte Allah bulutların iç kısımlara hareketini sağlayacak olan canlıyı, ormanı yaratmıştır. Orman yoluyla bu bulutlar ülke içine yayılır ve yağış bırakırlar. Biz ise ormanın bu özelliğini hiç mi hiç dile getirmiyoruz.. Ormanı sadece oksijen kaynağı ve süs olarak görüyoruz, Su probleminin en yerinde çözümü Karadeniz ile Akdeniz arasını kesintisiz orman ile kablamak olacaktır. Bunun dışında yıllarca önce sularımızı nehirlerimizi denize dökmeyelim diyen aydınlarımız olmuş,  fakat bunların sözleri, bizim gündem listemimize girecek kadar değerli bulunmamıştır. Ormanlaştırma, malesef uzun yıllar isteyen gerçek bir çözümdür, bunda geç kaldığımız kesin. Bunun dışında değerli dünya mühendisleri Türkiyeye davet edilmeli, Karadenizi ve Akdeniz'in  nemi nasıl Anadoluya akar, planı yapılmalı, dağların ve hava koridorlarının bir haritası çıkarılmalı, Bartın cayının denize değilde Anadolu içine dökülmesi sağlanmalı..filan filan gibi insana özgü gerçekçi çözüm aranmalıdır.

Yağmur duası bir çözümmüdür?Yağmur duası diye bir olay vardır ama şu anda bizim işimize yarayacağını zannetmiyorum.Çünki yağmur duası, her zaman yapılması lazımgelen günlük işlerden biri değildir. Bu dua, her şeyin yıllarca iyi gittiği, yağmurların devamlı yağdığı bir dönemde, kazara yılın birinde yağış eksikliği olurda insanların tedbir alma  zamanının olmadığı bir yılda , yağmur duasına çıkılır, yoksa şimdi olduğu gibi enaz 50 yıldır devamlı yağış eksiliyorsa , bunun çözümü yağmur duasında değil, Bizim doğaya ne gibi yanlış müdahalede ettiğimizde aranmalıdır. Yoksa yağmur vermedi diye Allahı suçlamaya kalkmak, insana bir çözüm sağlamaz. Orta Asya misalini çabuk unutmuşa benziyoruz. İşittiğime göre Orta asyada birileri Çinlilerle yapılan harplerde galip gelme amacıyla bir harp takdiği olarak ormanları ateşe vermiş. Netice korkunç, aniden yağışlar kesilmiş, ve bölge insanı göç etmek zorunda kalmışlar,( Tabii bu bir rivayet illaki doğrudur diyemem) 

NOT: Şahsi fikirler ve düşüncelerimdir, kimseyi suçlamak ve ders vermek niyetiyle yazılmamıştır. Hoşçakal şimdilik küresel ısınma

Hüsnü Köktürk          http://www.geocities.com/husnu66tr           GERÇEKLERİ SÖYLEYEBİLME MARİFETİ

 

İnsanın kendini veya bulunduğu cemiyetin hatalarını görüp itiraf edebilmesi nekadar takdir edilebilir bir unsur. Elbette, gaye sadece kusur itiraf edebilme değil ,  o itirafın ardında  fert ve toplumun kendini yenilemesi, kendini düzeltmesi ümidi var. Peygamberimiz de kavmine hoş gelmese de doğruyu söylemekten asla  çekinmemiştir. Şu hadis-i şerif, gerçekleri söyliyebilmenin ne kadar meşrû olduğuna bir delil olur kanaatındayım.

Kureyş’li Mustevrid, Amr İbn As’ın yanında  (Amr ashabdan, yani sahabe, Arap dâhilerinden)

Ben Resulullah (dan)tan işittim “ Kıyamet, Rumlar insanların en çoğu oldukları halde kopar” buyuruyordu. Amr da o na:    

        --Ne söylemekte olduğuna iyi bak

            --Ben resulullahtan işitmiş olduğum hadisi söyledim dedi. Amr da

Andolsun eğer sen bunu söylediysen muhakkak onlar ( o  zamanki hıristiyanlar) fitne anında insanların en akıllıları, musibet sırasında, insanların en çabuk yara sarıp iyi edenleri, miskin ve zaifleri için de insanların en hayırlı olanları ve meliklerin zulmünü en çok men edenleridir. Sahih-i  Müslim Cilt 9  fiten babı

 

Yozgat'lı Hüzni Baba da cesurane bazı kusur ve ayıpları sergilemekten çekinmiyor. Merhum Hüzni halk şairi olmasına rağmen burada hayli ağır bir Osmanlı uslubu sergiliyor. Bu ağır uslup ancak iyi bir Medrese tahsili görmüş kimselerde olabilirdi.

Nazar kıl aleme ey dil, ne bir  şaşkın bunak olduk

Bu halkın gözünde menfur, demirden bir tabak olduk              Verip bad-ı havaya aklımız hep dangalak olduk

Fakat ol meyvesiz eşcar misali bir kavak olduk.                          Hedef olduk hakarete onunçün müstehak olduk

Hudadan havf-u haşyet yok gararetle yamak olduk

 

.    Bıraktık bab-ı mevlayı kula kullar gibi taptık                                Verip bad-ı havaya aklımız hep dangalak olduk

Şeriatten huruç ettik sefahat rahına saptık..                                      Hedef olduk hakarete onunçün müstehak olduk     

Verip va’zu nasihat  milletin parasın kaptık                                 

Edip hem fikre hizmetler papazlar yaptığın yaptık

 

Tabasbus eyledik bad-ı gınaya iltica ettik                                Verip bad-ı havaya  aklımız hep dangalak olduk

Varıp zalimlere candan cigerden merhaba ettik.                            Hedef olduk hakarete onunçün müstehak olduk

Fakat yoksullara buğz-u adavetle  eza ettik

Değiştik dini dünyaya ne varsa hep heba ettik

 

Hatimler bahş edip zengin kesim emvatına sattık                           Verip bad-ı havaya aklımız hep dangalak olduk

Fakire mevtine ikrah edip de yan gelip yattık                                   Hedef olduk hakarete onunçün müstehak olduk

Ne menfaatperest olduğumuz ağyara anlattık                         

Edip binler müdahinlik nice eslafa da attık

 

 Sükut ettik görünce münkiratı eyledik tahsin                             Lügatçe: Dil= gönül              eşcar =ağaçlar 

Tarik-i zulme binlerce  delail eyledik tayin                                   Menfur= Nefret edilen                rah=yol

Olup şirke şerik ettik nifak ahkamını telkin                             Havf-haşyet= Korku

Havaya tabi  olmaktan dahi hiç olmadık teskin                            Müstehak= Kak etme                  emvat=ölüler

                                                                                                                  Bab-ı mevla= Mevla kapısı

Sehadan bahsimiz halka fakat hırs tutma bizde                            Huruç etme= çıkma, uzaklaşma

Fesada aletiz hem dem hasetlik özde hem  gözde                             Tabasbus= yaltaklık     gına= zengin

Bıraktık urs-u namusu hacelat kalmadı yüzde                              Ağyar= gayrılar ,başkaları

Bürünrük  kisve-i ilmi amel yok hep kalır sözde.                         Müdahinlik= dalkavukluk        eslaf= geçmişler,

                                                                                                                   Tahsin= iyi görme,addetme

Nicoldu  manevi maddi hüdanın emr-u fermanı                                Hacelat= utanma    udvan=düşman, zalim

Edip efkara müftilik bıraktık hükm-i Kuran’ı                                 Hamakat esbi= akılsızlık at’ı

Maişet celb içün verdik bütün yağmaya iman                                     Denaet= aşağılık     menafi= menfaat

Tarik-i hakka hor baktık görüp hoş ism-i udvanı

 

Hamakat esbine bindik denaet şehrine yettik

Edip müminleri tekfir nice icrayı fikir ettik

Şarap rüşvet zina faiz kumar hep mahv olup gittik

Hulasa nehyi maruf emri münker rahına gittik

Köktürk 2 transistorlu org

geocities.com/husnu66tr

Hüsnü  Köktürk  Devreleri   Elektronik Org

Transistorlu Org     

Bulunabilirse 100/150 omluk bir hoperlo AC117 nin kollektoru ile şasi arasına direk bağlanır. Yoksa 8 omluk hoperlo 39 omluk direnç aracılığı ile şasilenir. En az iki oktav ses üretir. Hoperlonun iri olması bas seslerin daha iyi alınmasını sağlar. Elektronik orglarda bas seslerde kalite düşüklüğü göze çarpar. Devremizde normal sesler oldukça tatlıdır..

 Çeşitli notalar için klavye tuşu kondansatörlerin üzerinde gezer. Kondansatör değerleri 10 n den başlar 9n  8n  7n  ta hoperlodan ses kesilinceye kadar değerleri düşürünüz. Notaların tam denk gelmesi için ekleme ayar kondansatörleri kullanabilirsiniz.  Bu arada Türk müziğine has özel notaları da bulmak mümkün olur. Mümkünse aynı transistorların kullanılması tavsiye edilir. 2SC1096  yerine BC238  taktığımda cihaz çalışmadı.

Transistorized Organ, two or more octave. Use the same transistor. Sometimes may be critical

 

 

 

all volt ac dc adapter

Hüsnü Köktürk       TA6CAA                                   www.geocities.com/husnu66tr

 0-220v minyatür şarj aleti

Yeni değil bu tip şerj aracı şanjlı piller henüz Türkiyede tanınmazken, bilhassa kuzey bloku ülkelerinde yaygınca kullanılmaktaydı. Genelde 100 ma ve altında akımlar verebilen minyatür aküler tarafından kullanılmaktadır. C kondansatörünün değeri yükseltilirse daha iri aküleri şarj edebilir. Bu değer 3qf kadar olabilir. Ancak bu kere de küçük akülere bağlanmamalıdır. Çıkş uçlarında 220, fakat düşük amperli bir voltaj varsa da bu uçlara dokunmak yine de tehlikelidir. C kapasitesinin voltajı daima ac giriş voltajından büyük olmalı, en azı 250v daha iyisi 400 volt AC olmalıdır. Fabrikasyor kullanım dışında bu aleti kendi hususi işlerinizde kullanacaksanız, şarjı sadece akülere bağlayın, elektronik aracınız kapalı olsun. Cihazınız zarar görebilir.Bu tür kullanımı ancak yetkili elemanlar kullanabilirler.

 WARNING   DANGEROUS! high volt

DİKKAT ! YÜKSEK VOLT tehlikeli araç

Kokturk's no-burn-dummy-load

Hüsnü Köktürk                  TA6CAA           husnu66tr@yahoo.com

Yanmaz       KÖR YÜK

Verici konusunda çalışma yapan amatörlerin ihtiyaç duydukları araçlardan biri de swr metre çıkışına bağlanan, yabancıların "dummy load" dedikleri kör yüklerdir.Amatör bilir ki swr si yani anten akordu bozuk göndermeler, antensiz çıkışlar vericinin çıkış transistörleri veya çıkış lambalarına zarar verir.Oysaki amatör, çevreye zarar vermeden,  çıkış güç ayarları yapacaktır. İşte bu zamanlarda köryükler devreye ğirer.   Kör yük çoğu kere 50 ohm karbon dirençten ibarettir. Empedans tutarsızlığı göstereceğinden tel direnç kullanılamaz.

Kör yük, verici çıkış gücünü taşıyabilir kapasitede olmalıdır. Zira 50 watlık bir güce yarım watlık yük bağlamışsanız,direnç bir iki saniye içinde kavrulup kızarıp sonrada kül olacaktır. Yabancılar iri 50 om direnç kullanarak, veya seri ve parelel bağlı dirençlerden direnç ağı oluşturarak bu işi pahalı ve hantal halde  halletmeye çalışmışlardır. Neredeyse kiloluk direnç ağları oluşturdular.Geçen yıllarda, 10 küsur sene önce anten akortlarıyla uğraşırken bu kör yüke birazda şans eseri rasladım.

Yerli ve yabancı literatürlerde ve halen bugün internet ortamında bu tür bir kör yük bulunmuyor.cihazımız L1, Ll2 bobini ve bir adet varyabl kapasiteden oluşuyor. Anten gücü,  L1 ve bilhassa L2 bobini üzerinde toplanıyor. SWR üzerinde güç maksimum, swr minimum gözüküyor. Bu arada L2 bobinini ısındığını görüyorsunuz. Gücünüz yüksek ise tel kalınlığını artırınız, tel kalınlığı 1 mm olsun. Hala ısınma yüksek mi?,  bobini pirinç metal boru üzerine sarabilirsiz. Korkmayın  bozulan empedans ve frekans a yarlarını değişken kapasitemiz düzeltecektir.Devrenin basitliğine aldanmayın. Varyabıl ayarı milimetrik olabiliyor.Yıllar sonra, yazıdan evvel bu devreyi bir hataya sebebiyet vermemek için masaya getirip, küçük güçle test ettim. Varyabılın hava aralıklı olmasında fayda var.Yüksek güçler plastik kapasiteleri yakarlar. Kapasiteyi yavaş yavaş çeviriniz. Ayar milimetrik olabiliyor.Saten belki bu milimetrik ayar yüzünden devre hep gözden kaçmış olabilir

Toprak bağlantı noktasında  L2 bobinini  L1 bobini ile aynı yönde olarak sarmanızda fayda var.Yeni uygulamada L2 bobinini şasilemeden de swr tutturmakta başarılı oldum.SWR ve power metre inanılmaz bir şekilde   en ideal 0 noktası diyebiliceğimiz güzel ayarlara gelebiliyor. Tel tur sayıları ve pozisyon ayarlarının masadan masaya değişebileceğinden kuşkum yok. Gerekirse küçük veya büyük fer parçalarını , hatta ufak trafolardan çıkan 3-5 cm lik sac parçalarını nüve olarak kullanabilirsiniz. Gülmeyin! kaya gibi sağlam akort tutturabiliyor. Bu nüveler  işinizi yarı yarıya kolaylaştıracaktır. Ancak yüksek güçlerde fer parçasının ısınıp belki erimesi bile söz konusu.Biraz zaman harcayarak  uğraşıp nüvesiz akort  tutturmak en iyisi .Genelde L1 bobini çapı 15mm yi geçmeyen plastik elektirik döşeme borusu kablosu üzerine sarılmış, çapı 1mm den düşük, 25-33 turluk bir bobin .L1 üzerini kaygan bir plastik tabakası ile kapatınız. Öyle ki  L2 bobini(çap 1mm) L1 üzerinde hareket edebilsin. Bu hareketliliğin swr üzerinde büyük etkisi olabiliyor. Arşiv şemalarımın birinde L1 33 turL2  3 tur idi , şimdi ise  L2=  7-8 tur oldu. Yine  arşivde  L1=L2=25 tur yaptığım da kayıtlı. Yani seçenekler sadece 1 tane değil.Masanızda mutlaka swr metre bağlı olacak.Görsel ayar şart. Aletiniz kararlı hale gelince varyabıla bir ibre takabilirsiniz. İhtimal bu ibre size frekans , empedans ve güç  metre görevi yapacaktır. Bu araçla empedans ayarı yapmanız mümkün olabilmekte. İbre frekansa çok duyarlı. Frekans aralığı artınca yaryabılın  da yeniden  ayarlanması gerekiyor

Hüsnü Köktürk

baby alarm transmitter bebek alarm telsizi

by  Hüsnü  Köktürk  TA6CAA   Baby alarm transmitter. Bebek alarm uyarı verici devresi

Piyasada çeşitli bebek alarm cihazı bulunabiliyor. Tek birisini gördüm sadece. Hışırtısından anladığım kadarıyla alıcı devresi reaksiyonlu tipten. Yine de ses şiddeti yeterli derecede idi. Başarılı saydım cihazı. Alıcı hışırtı yapsa da verici devreye girdiğinde  bu hışırtı kayboluyor. Çalışma frekansı iki kademeli idi Birisi 40 MHz ye ayarlanmıştı.

 Bizim vericimiz 66 MHz ye ayarlı, esasen böyle bir ayar yok. Biraz tecrübe ve geniş frekanslı bir de alıcınız varsa sinyali istediğiniz bir yere düşürebilirsiniz. Ancak son yıllarda şehirlerde fm istasyon bolluğu var. Nereye gitseniz alarm için bir boş yer bulamıyorsunuz. FM istasyonlarının uzantıları hemen her yerde bol miktarda mevcut. Bulunabilen en rahat yer 47- 64 mc arası. Böyle bir alıcıyı kolay bulamayabilirsiniz. Bu nedenle biz alıcımızı 66 mc ye ayarladık. Nispeten sakin bir yer. Yasak band kapsamına girmesinden endişe ederseniz, voltajı 3.6 ya kadar düşürün, cihazınızın gücü iyice düşsün ve aracınız  telsiz mikrofon kategorisine girsin.

Verici bebeğin hemen yanıbaşına konmaz, (bunu zararlı görürler)konmasına da gerek yok, cihazımız en ufak bir ağlama sesini odanın her noktasından rahatlıkla alır.Bu nedenle vericiyi bebekten uzak bir noktaya rahatlıkla yerleştirebilirsiniz.Ayarlı kondansatörlerin her konumu düzgün çalışır halde olmayabilir. Parazite meyyal durumları kullanmayınız. Mutlaka en güzel şekilde çalışan durumlanı biraz uğraş ile bulabileceksiniz. Cihazı daha yüksek frekanslara ayarlamak isterseniz, L1 bobinini 3 tura kadar düşürebilirsiniz. 108 mc nin üzerinde dinleme alanı bulmanız mümkün.

L1 12 tur çap 5mm   rfc2 20 tur  rfc1 nüveli, ince telden çok turlu.

7034 lambalı vhf 500w çıkış katı

500w   7034  LAMBALI VHF TELSİZ

By HÜSNÜ KÖKTÜRK   http://www.geocities.com/husnu66tr

7034 lambalı vhf 500w çıkış katı. 28 MHz tube 7034  4x150A linear output stage. Bu lambanın G1 ayağı irice ve tam lambanın altına, alt merkezinde. Acaba ayakları nasıl bulsam endişesi yok. Anot ise gümüş kablama kocaman dışarda duruyor. İki adet flaman ayağı, ommetre ile ölçerek bulabilirsiniz. Diğerleri ise katot ve G2,  katotlar birbirine bağlı. Arası açık iki ayağın biri g2 diğeri katot. G2  1 numaralı ayak katot ise  8 nolu ayak Bu lambaya hiç anot voltajı vermeseniz bile fılaman akımından dolayı lamba ısınacaktır. Flamanlara enaz 6 volt iki amper vermeniz lazım. Lambanın şeffaf yanından fılaman kızarıklığını görebilirsiniz. Bobin turları çalışacağınız frekansa göre değişir. 28 MHz için L2 bobin teli 20 cm uzunlukta olabilir. L1 ve L3 benzer bobinler. Şu anda elimde olmadıkları için notlarımdakileri söylüyorum.Güç yüksek olduğu için C9 ve C10 hava aralıklı  yüksek voltajlı olması lazım .Plastik varyabıllar bu katta eriyebilirler.Anota takacağınızvoltaj rfc si çok turlu  olmalı, 100 tur gibi. L2 bobini gücü hatta moduleyi yükseltir. Fazla büyük olması osilasyonasebep olabilir. Varyabıl  ile gücü kontrol ediniz, aşırı güçten sakınınz, lambayı bozabilirsiniz. Kör yük olarak 220 volt 150w lamba kullanabilirsiniz. Flaman bifilar sarımlar kullandığınız frekansa şok etki yapacak kadar düşük frekanslı olmalıdır. C11 kısa devre edilirse verim düşebilir. Bu kapasite de verim kontrolu yapar, çıkarıp atmayı dahi deneyebilirsiniz. En güç tarafı bu lamba blower denilen soğutucu vantilator ister. Yabancılar bu iş için özel yapılmış kutu ve ve az gürültülü blower kullanırlar.

 

 

 

 

Receiver11

  By   HÜSNÜ KÖKTÜRK husnu_kokturk@fastermail.com

  Receiver10 ile kısa dalga alış yapabilen alıcımızın duyarlılığının bu defa uzun ve orta dalga için fazla gelmeye bayladığını sezdim ve baştan iki transistor eksiltip, biraz da değişiklik yapınca receiver11 düzenlenmiş oldu. Gördüm ki anten katında fetlerin seçiciliği bipolar transistorlardan daha fazla, bir de bobin orta ucunun olmayışı ayrıca bir avantaj. Alıcı bu haliye portatif, uzun, orta ve marine bandı için ideal. Ses seviyesi yüksek ve kaliteli, seçici. En üst düzey süperheterodin radyolarla yarış edebilir karakterde, tek mahzuru, kazanç kontrol potansiyometresinin bulunuşu. Bu pot gerekiyorsa zayıf istasyonlarda açılacak gür ve kaliteli alış sağlanacak, potun gereğinden fazla açılması ses kalitesini düşürür ve hışırtı da yapabilir. Orta dalgada İstanbul radyosunun Türk müzik kalitesine hayran oldum desem yalan olmaz, Aynı noktadan Antalya radyosunu İran ve Arap radyolarını da işitebiliyorsunuz. Antalya radyosu bayağı güçlü geliyor. Bana en yakın orta dalga istasyonu enaz 800-1000km uzaklıkta. Yakın istasyonların sesi net olur. T1 olarak isimlendirilen toroid üzerende hayli uğraştım. pek çoğu çalıştı ama, en garantilisi kaliteli fer yapısına sahip olan eski TV anten toroidleri, Bunlar iki delikli, benimkinin delikleri dar olduğu için biraz ince tel kullandım. Tel uzunluğu enaz bir metre olmalı. Daha kısa tel kullanılırsa alış zayıflıyabilir. Daha olmadı bu bobin olmadan da radyomuz çalışacaktır.

 

Regen receiver links the chosen

HÜSNÜ KÖKTÜRK        husnu66tr@yahoo.com 

1- http://edn.com/archives/1994/010694/01di4.htm                   1µV duyarlıklı super-regnerative alıcı. Bobin değişikliği yapılarak 88-220 MHz arası alış yapabilir. Alıcı düşük gürültü seviyeli audio katı ister.

2- http://oernst.f5lvg.free.fr/rx/0v2/0v2.html                                 1.8 ila 18 mc reaksiyonlu alıcı,çıkışa TBA 820 bağlanacak

3- http://www.hanssummers.com/radio/transistor/index.htm        Kısa dalga 5-11mc reflex 1982 model biraz anten ister.

4- http://www.homestead.com/kd4hsh/1transistor.html              Reflex100p ve 56k ile yapılıyor.

5- http://oernst.f5lvg.free.fr/rx/1v1/1v1.html                                 6-18 MHz BFR91 anten preamplifier  

 6- http:// www.users.bigpond.com /cool386/4tr/4tr.html            4 tr 3volt super regen FM receiver. Yazar seçiciliğin az olduğunu ve lokal kullanımı tavsiye ediyor. 1994 yapımı, adam bunu kutulara koymuş, 5k pot regeneration kontrol yapıyor.

 7- http://www.edn.com/archives/1994/081894/17di4.htm     5-15 MHz short wave kısa dalga regen alıcı. qv seviyesinde duyarlı. Q2 VE Q3 ses amplifikatörü. 72'inci şema nerdeyse bunun aynısı, ancak LM386 ses çipi ilave etmiş, bir de Q1'in beysine bağlı direnç 100K değil de sadece 1K dikkatinizi çekerim.

 8- http://www.asahi.net.or.jp/~hp6y-isym/100radio.htm        LM1800 76-108MHz FM receiver. Wonderful, superb for electronic amateur. You can listen all frequency with this mini radio. Because of this receiver very suitable for frequency adjust. Bu mini LM1800 alıcı radyo amatörlerinin rüyası olabilir. İstasyon ayarı yapmaya pek elverişli. Benden duymuş olmayın, bu alıcı ayarlanırsa kısa dalgayı dahi alır. Bu sahifeyi bulabilen amatörü kutlarım. 

  9- http://www. arrl.org/tis/info/pdf/9712039.pdf                         An ultra- simple receiver for 6 meters. VHF alıcı 49-55MHz için düzenlenmiş Gateleri şasili iki fet kullanılmış. Yeni 9volt batarya ile portatif kullanabilme imkanına sahip. Gerekli değişiklikler yapılarak 2 metre bandına kadar alış yapma imkanı mevcut. 

 10- http://www.flickr.com/photos/psychop/103585964/"        VHF Airband receiver schematic. Hava bandı alıcısı, genelde AM modulasyonlu oluyorlar, 118 MHz de yayınları var. 110-130 MHz ye air uçak bandı denebiliyor.  

 11- http://www.edn.com/archives/1994/010694                          Duyarlık 1 mV dan daha iyi. VHF nin geniş bir alanında çalışır. 10 ma akım çekişli.

12- http://www.techlib.com/electronics /aircraft.htm                      Büyük ihtimalle hava sahası yakınlarında çalışan TRF am alıcı.

13- http://www.techlib.com/electronics /allband.htm                    Transistorun kollektor direci yüksek, hassas giriş var.

14- http://www.zen22142.zen.co.uk /Circuits/rf/amrec.html          ZN414 tipi alıcı. Regen 120k ile yapılıyor MW

15- http://www.tricountyi.net/~randerse/am-univ.htm              Kısa dalga alıcı Short vawe am receiver. 1700 KC den başlayarak, kısa dalgaya doğru alış yapabiliyor. Osilasyonun bir kenarında çok keskin alışlar yapabiliyormuş. Adamcağız burada regen ile süperregen arasındaki farkı anlatıyor gibi.

16- http://www.b-kainka.de/bastel58.htm                                   3 trn an audio and rf amplifier. lokal alıcı. 1.5v anten 1m

17- http://oernst.f5lvg.free.fr/rx/cadre/cadre.html                        Fransızca, reaksiyonlu cadr antenli alıcı

18- http://www.arrl.org/tis/info/pdf/0009061                        44 nolu alıcının bir transistor eksiği  

19- http://www.mikroe.com//en /books/rrbook/chapter3/chapter3e.htm   Direct receivers, needs antenna, not mobile

20- http://www.mikroe.com/en /books/rrbook/chapter3/chapter3f.htm   Picture3.29-a Reaction receiver, Osilator,seçiciliği artırıyor.

21-  http://www.mikroe.com/en /books/rrbook/chapter3/chapter3i.htm One fet FM receiver. ve LM386 amplifikatora bağlanışı picture 3.45
Picture 3.29-b reactive SW band AM CW SSB
Picture 3.43 and 3.44 two transistor direct FM radio and adding audio amplifier very simple. Direct alıcıya da pek benzemiyor, iki transistor kolpitz osilator olarak çalışıyor. 60 cm lik teleskopik anten kullanıyor.

22- http://www.mikroe.com/en /books/rrbook/chapter3/chapter3h.htm   ZN416 ile yapılmış bir devre3.36 ZN415E ile kurulmuş
. zn414 piyasadan kalkmış onu da şu adresten

 http://www.electronicsforu.com /efylinux/circuit/cir117.gif     Tree fet and TBA820 audio I have no idea

23- http://www.geocities.com /husnu66tr/direct-am-receiver.htm  TRF receiver,not reflex,nor regen. No problem receiver. You will love this circuits. There is a treasure under this circuits.  

24- http://www.inictel.gob.pe/publicaciones/rvargas/elec-circuits.htm

Look at figure 1 not 2. No need an external antenna for lockal broadcast.

25- http://www.saburchill.com/tech/ electronics/elect025.html            Ideal for beginners. Solder finally transistor for risk of damage. Two transistors BC109 9v reflex. Şok 1m ince tel ile sarılmış

4- http://solomonsmusic.net/FM_CrystalRadio.html                         No battery fm radio Pilsiz Fm radio

26- http://homepage.ntlworld.com/lapthorn/fredbox.htm              10mW 144MHz AM Handheld Tranceiver. 2m 1970 lerde yapılmış. 60-100 mil konuşma mesafesi varmış. Kırbaç anten kullanıyor.

27- http://www.zen22142.zen.co.uk /Circuits/rf/fmreceiver.htm           Bir fet ve LM386 alıcı. 9volt

28- http://www.mines.uidaho.edu/~glowbugs /FETREGN2.gif             Tree fets regen

29-  http://www.somerset.net/arm/fm_ only_lowtech.html                   1947 yılı Crystal pilsiz FM alıcı. Resonant cavity design 160-500 MHz Boru içine monte edilmiş

30- http://www.somerset.net/arm /fm_only_one_transistor_radio.html        Bir transistor FM radyo. L1 6tur 2.5 cm uzunluğundaTL431 kullanmaz isen audio ilave et.

31- http://home.hetnet.nl/~a.van.waarde/id11.htm            BCB receiver without coils. Bobinsiz orta uzun dalga alıcı. Bu şema elektordan alınmış, biz alsak telif haklarından yargılanırız nerdeyse, 3 adet BF254 transistörü ile güçlendirilen sinyal dedekte ediliyor. Ferit çubuk değil de tel anten kullanılıyor. C4 ve C5 seramik kapasiteler kaliteli olmalıymış. Geceleri fazla yüklenme olabildiginden anten ayar kısması gerekebilirmiş.

32- http://www.electronics-lab.com/projects/rf/029/index.html    Use fet instead of diode, crystal receiver. Diyot yerine fet kullanılan pilsiz kristal alıcı. Yazar, izole bakır tel yerine, ipek litz teli kullanılmasını tavsiye ediyor. Hava aralıklı bobin kullanılmış, karton üzerine değilde plastik boru üzerine sarılmalı imiş. Ferit nüve üzerine de sarılır, tabii bu defa sarım adedi biraz azalacaktı. Yine de anten ve toprak hattı şiddetle tavsiye edilir.

  33- http://www.tricountyi.net/~randerse/JFETrgn.htm            A simple but very sensitive regen receiver for 40 meters Alıcı AM SSB ve CW dinleme yapabiliyor, ancak AM ve SSB geçiği için bir anahtar konulmuş. Anten katı amplifikatörü ve bir de regen yani iki fet konulmuş./a>

34- http://www.asmeltec.de/dl0az/ datasheets/lm386dchaltung.pdf       ZN414 ve lm386 ile kurulmuş alıcı

35- http://www.alphalink.com.au/~parkerp /gateway/nonov99.htm       Harici antensiz dahi alış yapabilir. Broadcast istasyonları+ 160 m bandı dinlenir. Audio ilavesi tavsiye edilir.

 36- http://www.qsl.net/vk5br/OneActiveDevice.htm               One Active Device Trf Receiver. Burada CMOS MOSFET'in linear amplifikatör olarak kullanıldığını görüyoruz. Üç adet varyabl ile üç kat amplifiye yapmış. Ferit antenin yetersiz kaldığını loop anten veya harici antene gerek duyulduğunu söylüyor. 5mw lık çıkışa trafo aracılığı ile hassas bir hoperlo bağlamış.

 37- http://www.uashem.com/pageid-416.html         Kısa dalga alıcı Short vawe receiver. ECONOMY SHORTWAVE RECEIVER Anlaşılması güç bir şema, Q1 10n ile şasilenmiş. Giriş emiterden yapılıyor desek, ama emiter 2000p ile şasili. Yorum size ait, özür ve de sorry. Ses manyetik kulaklıkla q3 kollektöründen alınmış. Yazının orijinal kaynağını bulamadım, bende uashemden buraya aktardım, ortalıkta yazının metni de yok.

38- http://sites.ecosse.net/Vac.Repairs/ jubilee/page2.jpg           REFLEX AM AND VHF FM PORTABLE page 3 part list.

39- http://sites.ecosse.net/Vac.Repairs/ simplefm/page1.jpg       VHF FM tuner 1997

40- http://sites.ecosse.net/Vac.Repairs /jubilee/page1.jpg           REFLEX AM AND VHF FM PORTABLE page2 schematic page 3 part list.

41- http://sites.ecosse.net/Vac.Repairs /econmical/page3.jpg   This site is an archives. Burada lambalı, fetli, transistorlu, fm am alıcı   bulabilirsiniz. Vacuum tube receiver you can get 

42- http://sites.ecosse.net/Vac.Repairs /drachma/page2.jpg       Shortwave and VHF FM 75-105 MHz. Search page3 ard others. Üçüncü sahifede parça listesi var.

43- http://sites.ecosse.net/Vac.Repairs/vhf /page1.jpg                 REFLEX TRANSISTOR VHF FM PORTABLE 40 TO 110 MHz. page2 schematic dördüncü sahifede parça listesi var.

44- http://sites.ecosse.net/Vac.Repairs /drachma/page1.jpg       Shortwave and VHF FM 75-105 MHz. Search page2 ard others. İkinci sahifede şema var.

45- http://members.fortunecity.com /drg45nzp/philmore.html        9v üç transistor portatif alıcı tree portable receiver

46- http://freespace.virgin.net /spontaflex.reflex/band2/page1.jpg   BAND II PORTABLE VHF FM latest version, 400mw ses

47- http://freespace.virgin.net /spontaflex.reflex/band2/page2.jpg   BAND II PORTABLE VHF FM latest version, 400mw ses

48- http://www.qsl.net/wb3gck/pipsqk.gif                                         NA5N shortwave 2n2222+lm386 4.9--10.3 MHz anten 20 foot  

49- http://www.jbgizmo.com/page23.html VHF 1 Tracking Receiver Alıcı esasen FM bip bip yani tracking transmitterleri almak için düzenlenmiş ama Air craft band 1  107-135 arasını alıyor. Ses IC LM386. 9 volt superregenerative alıcı. İstasyonları 100 mil uzaktan bile alabiliyormuş. Güçlü FM istasyonlarına denk gelinirse anteni kısmak veya verimi kısmanız gerekiyormuş. Alıcı çalışıyorsa kulaklıktan hışırtı sesi gelecektir. C1 ince ayar trimmeri.

50- http://www.geocities.com/husnu66tr/Receiver531.htm           TA6CAA dan seçme derleme regen, TRF, reaksiyonlu, direct alıcı

51- http://www.geocities.com/husnu66tr/receivers                      Hüsnü Köktürk'ün 5 radyo devresi    

52- http://jap.hu/electronic/rf/rx.gif                                           27 MHz reflex alıcı devre. Bu tip alıcılarda ses gayet az olur. Özel ses katı dizilişine dikkat ediniz.

53- http://homepage.tinet.ie/~ei9gq/regen.html                          One transistor-regen. BF981 gibi çift girişli, dual gate.Have kuplajlı,bobinler nüvesiz.Regen kaba ayarı 1k pot ile ve ince ayar ise 10k pot ile yapılıyor. Osilasyon kritik durumunun altında ve üstünde  gezerek AM CW SSB dinleyebilirsiniz. Alıcının zararlı radrasyonu 1  mw ve altındadır.15 mc nin yukarısı alışlar için 560 piko yu 220 ye indirmelisin

54- http://members.tripod.com/baec/JUNE98 /radio.htm               BC109 bir transistor, antenli, acemi işi, reaksiyonlu

55- http://oernst.f5lvg.free.fr/dcrx/rx20/ rx20.html                          Direct conversion receiver  osilatorlu BF960 mosfet

56- http://w1.859.telia.com/~u85920178/rx/ regenrx.htm              Kollektor voltaj ayarı reaksion 10k pot ile yapılmış, Portatif  

57- http://w1.859.telia.com/~u85920178/rx/ reflex_rx.htm            Diyotlar konmuş, bunlar ses şiddetini artırıyorlar.

58- http://www.electronics-tutorials.com/receivers/regen-radio-receiver.htm

1k pot and Q1 provide selectivity shortwave kısa dalga Q2 is an Armstrong regenerative detector

59- http://www.geocities.com/husnu66tr/ receiver5.htm                Perfect for LW MW also short wave. Better than most superheterodiyn receivers. Not regen nor reflex, only a perfect TRF. Sensitive and selectivity. No need an external antenna. You can hear all DX broadcast without an antenna. Quality and loud sounds. It will come receiver6. Pek çok süperhetorodin alıcılardan daha iyi, receiver6 sadece çizim bekliyor. Ses kalitesi yüksek

60- http://www.geocities.com/husnu66tr /receiver6.htm                Perfect for LW MW also short wave. Better than most superheterodiyn receivers. Not regen nor reflex, only a perfect TRF. Sensitive and selectivity. No need an external antenna. You can hear all DX broadcast without an antenna. Quality and loud sounds. Pek çok süperhetorodin alıcılardan daha iyi. Ses kalitesi yüksek. 5 kilo pot bir yönde zayıf istasyonları kuvvetlendirir diğer yönde güçlü istasyonları zayıflatır. Regen değil, sadece anten transistorlarına giren volt miktarını değiştiriyor

61- http://www.geocities.com/husnu66tr /Receiver4.htm              Watch receiver5. Soon it will come receiver6

62- http://www.geocities.com/husnu66tr /receiver3.htm              1k direnç yerine rfc konursa geri beslenim regen yapılmış olur.Get regen, by using rfc instead of 1k resistor

63- http://www.geocities.com/husnu66tr /Receiver531.htm           Vaktim yok diyenlere, ferit antenle şehir dışı istasyonları dinleyebilirsiniz. Basitlik sizi aldatmasın.Ses kalitesi yüksek Listen far broadcast station with only ferrite bar antenna

   600kHZ-1.9 MHz arasını alıyor. Antenli 4069 ve 74C04 TRF lineer

64- http://www.techlib.com/electronics/reflex.htm                           Bir transistorlu hoperlolu alıcı (benzer bir devre ecosse.net te de var)Loop anteni alıcının çerçevesi içinde.Son 3 transistorlüsü yapılmaya değer. Hep direk kuplajlı

65- http://www.techlib.com/electronics/regen.html                          Kısa dalga regen transistor 2N2222 pot ve varyabl var

66- http://www.njqrp.org/regen/Regen%20Schematic.jpg         71'inci devreye LM386 ilave edilmiş ancak burada Q1 beys direnci 100k değil sadece 1k, acaba ikisi de mi doğru? İlaveten transistorların ayak bağlantıları da gösterilmiş, bu da, bu devrenin iyi bir devre olduğunun kanıtı oluyor. Teleskopik anten kullanabiliyorsunuz.

  67- http://www.swlink.net/~w5jh/regensch.jpg               Regenerative Detector Sw Receiever 3.5-10 MHz aralıklarını alan bir regen alıcı. Adamcağız biraz uğraşmış gibi. Zira Q1 emiter direncini R3 LM396 nın 6 nolu ayağına bağlamış. Ayrıca anten ile fet arasını Q1 transistörü ile ayırması takdire şayan. Q2 yi zener ile beslemesi, C6 ile reaksiyon kontrolu + puanlardan.  

  68- http://www.elektroda.net/cir/index/Receivers/REGENERATIVE%20RECEIVER%20FOR%206%20TO%2017%20MHZ.htm    Short wave receiver 6-17 MHz. L3ile geri beslenim sağlandıktan sonra R6 ile regen yapılıyor. Yani çift ayarlı. Bobin tur sayısı altta resimde gözüküyor.

69- http://br.geocities. com/py2ohh/trx/regenarativo/regenerativo.htm      kısa dalga alıcı, fransızca gibi

70- http://www.geocities.com/husnu66tr/receiver7.htm      Receiver7 TRF alıcıların süperheterodin alıcıları geride bırakabileceklerine ait bir örnek, Anadolunun ortasında gündüz Arap ve türk orta dalga istasyonlarını duyabiliceğiniz bir TRF alıcı, regen de değil, reaksiyonlu da değil.

71- http://www.geocities.com/husnu66tr/receiver8.htm      Receiver8 TRF alıcıların süperheterodin alıcıları geride bırakabileceklerine ait bir örnek, Anadolunun ortasında gündüz Arap ve türk orta dalga istasyonlarını duyabiliceğiniz bir TRF alıcı, regen de değil, reaksiyonlu da değil.

72- http://www.geocities.com/husnu66tr/receiver9.htm      Receiver8 TRF alıcıların seçici olabileceklerine güzel bir örnek. Secçiciliği sağlayan unsurlandan biri L4 bobini ve onun azıcık turları. Orta dalgayı süperheterodin seçiciliği ile tarayabiliyorsunuz. Regen de değil, reaksiyonlu da değil. Bulunduğunuz yerde lokal istasyon varsa duyarlığı azaltmak için ilk transistorun 1K omluk direncine 25K luk seri pot ilave edebilirsiniz.
Hüsnü Köktürk hobby regen direct regenerative reaksiyonlu radyo alıcı linkleri

73- http://www.schematicmag.com/htm1/MONTHLY_FOLDER/june_july_2006/Simple_AM_receiver.htm              900MHz basit AM ISM band alıcı. 902-928MHz arasını dinlemek için düzenlenmiş. Ses katında LM833 ÇİP 100dB kazanç sağlıyor. www.intusoft.comda daha fazla bilgi bulunuyormuş

73- http:// www.users.bigpond.com /cool386/6tr/srrx.html            4 tr 3volt super regen FM receiver. Yazar slope detection kulanmış. 1992 yapımı, 12 volt olduğu için daha sonra 62 nolu alıcıyı yapmış, adam bunu kutulara koymuş, Nisan 2003 te basılmış, bu devre nerede basıldıysa, ödül de almış. FM VE AM ikisini de dinler. 60- 150 mc arasını alabilir. Q6 ya dikkat, bunu çoğu devrede göremezsiniz. Quenching dedektör olarak iş görüyor. 75 cm lik anten istiyor.

74- http://freespace.virgin.net/spontaflex.reflex                          This is an archive site. Bu site ecosse.net ile aynı gibi gözüküyor?

75- http://home.hetnet.nl/~dick-kleijer/set6.htm                         Crystal no battery fm and other radio Pilsiz Fm

 76- http://www.tricountyi.net/~randerse/superrgn.htm    FM aircraft am receiver. Tayyareci, uçak bandı alıcısı 118 MHz civarı

77- http://oak.cats.ohiou.edu/~weinfurt /thermoradio.htm             Termal tellerden yapılmış pil ile çalışan radyo 

  78- http://www.arar93.dsl.pipex.com/mds975/content/trfradios02.html              Kısa dalga alıcı. Reaksiyon L2 bobini ve 4k7 pot ile sağlanmış. Adam memnun, Türkiyenin sesi radyosunu dinlemiş. Girişte yine bir fet var. Ses amplifikatöru kullanmamış, üçüncü transistöre trafo aracılığı ile hoperlo bağlamış. Arka sahifede bir de bunun iki transistörlüsü var, adam buna TWO TRANSISTOR WONDER ismini vermiş 30 MHz için L1 6 tur, 1.6 MHz için ise 50 tur. 

 79- http:/www.arar93.dsl.pipex.com/mds975/content/trfradios02.html             Kısa dalga regen alıcı.Regen kontrolunu L2 bobini ve 4k7 pot yapıyor.Yazar bayağı emek vermiş. L2 bobinini L1 üzerinde kayar şekilde yapmanızda fayda var. Reaksiyonun olmadığı durumlarda L2 bobininin uçlarını ters çevirebilirsiniz.

  80- http://www.vk2zay.net/vhf-sregen1.html                                   Two fet+lm386 audio (there is Adress poblem)

  81- http://www.vk2zay.net/vhf-sregen2.html                                   VHF FM broadcast receiver, emek harcanmış

 82- http://www.zen22142.zen.co.uk /Circuits/rf/ZN414.htm   

83- http://www.zen22142.zen.co.uk /Circuits/rf/ZN414SW.htm       ZN414 ile 6-7 MHz kısa dalga alış 

         ZN414 manuel audio ile çalışıyor. 2 MHz ye kadar alış

Copyright © Hüsnü Köktürk, hobby regen direct regenerative reaksiyonlu radyo alıcı linkleri

Create a free website at Webs.com